23 Nisan 2010 Cuma

İyiler hep yalnız mıdır?

İyiler hep yalnız mıdır?
***
Arkadaşca söylenmiş bir sözün, sorulmuş bir sorunun arkasındaydı büsbütün yaşanmışlıklar. ( Gerçekten sadece iki yıl mıydı yedi saate sığdırılan, hatta sığdırılamayan anılar)

Sohbet etmek isteyen iki arkadaşın birbirlerinin gözlerinden çıkardıkları, kendi İstanbul denemelerini ve deneyimlerini anlatıp en sonunda dudaklardan dökülen zihinleri karıştıran ve kalbe saplanan bir tümceydi belli ki.

Ne güzel başlamıştı her şey oysa. İstiklal Caddesinin kalabılığında insanların omuzlarına çarpa çarpa yürünmüş, usulca Galata Kulesine sapılmış, daha sonra Galata Kulesinin tarihi binalar dolu arka sokaklarında bir pastanenin terasına çıkılmıştı. Terastan bir göz gizlice yedi tepeli kadının tümseklerinde gezinirken diğeri de ışıltılı mavilerde boğulup gitmişti. Güzelce dolu dolu manzaranın karşısında koyu bir sohbet başlamış, tatlılar yenilmiş, limonatalar içilmişti tam tepedeyken güneş.

Pastaneden kalkılıp Eminönüne doğru yürünmüş,köprüde balık tutan vatandaşlar izlenmiş, onlar üçer dörder balık çekerken bir gün de balık tutmaya köprüye gelmek gerektiğine karar verilmişti. (Genç Turkcellinin yapacağı 99 şeyden birisi :9)

Tünelden yukarıya çıkan iki vücut Taksimin arka sokaklarına kendilerini atmış, Küçük Beyoğlunda bulunan bir barın terasında biralar sıcak bir günün akşamında ikişer, üçer götürülmüştü. Kafalar güzelken zihinlerin gizli köşelerinde bulunana anılar bir bir canlanıp ete kemiğe bürünmüşcesine çıkmıştı ağızlardan.

İkisi de iyilerdi. Ah bu şehir yok muydu? Ne hallere sokmuştu zavallıcıkları. Önlerine ne yanlışlar(!) sunmuştu daha ilk dakikalardan. Biri kabuğuna çekilip kalmıştı, beklerken kendi halinde yanlış ve kötülüğün hiç bir zaman sirayet etmeyeceğini sanıyordu. Diğeri yaşanarak öğrenmek gerektiğine inanıyordu. Yaşayabilirdi ama aklı başında bulaşmazdı illetlere.

Dönüp baktıklarında ikisi de yalnızdı oysa. Birisi kendini zorla yalnızlığa hükmetmişti, birisi de kalabalıklarda yalnız kalmaya mahkum olmuştu bu şehirde.

Koskoca bir kalabalığın içinde iki yalnız...

Bir ara yalnızlar birleşmeli, birbirlerini bulmalı demeye yeltendi karşısı.

Günah ve yanlışlar her zaman daha çekiciydi be dostum iyilikten. Kalp ve akıl bir köşede bırakmazdı onları.

Steril yaşam böyle iyiydi, Ankara değildi be burası. Ne yapacaksın be dostum? Olmazdı işte.

Akıllarda kalan başlıktaki soru oldu neticede. İkisi de kalabalığın içinde yalnızca gittiler evlerine. İyiler mi kötüler mi tartışılır. Yine de kendilerini hala iyi olduğunu düşünmek istiyorlardı.

THE END

şebnem ferah-masum degiliz | izlesene.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder